Post-Modern İskenderiye Kütüphanesi
Nisan 28th, 2008 • Uncategorized • Yazan: Berker
İngilizce’de “googling” diye bir deyim olduğunu biliyor muydunuz? Birini “google”lamak yani o kişi hakkında daha fazla bilgi edinmek için Google’da aratmak anlamına geliyor. Peki kullanılan dilde kendisine yer bulacak kadar yaşantımızın bir parçası olmuş Google hakkında neler biliyoruz? Hem bu konuda hem de pazarlamada yeni trendler hakkında bizi bilgilendiren, Google Türkiye Pazarlama Müdürü Mustafa İçil‘in bize aktardıklarını burada paylaşma fırsatı buluyorum.
Google Dedin Matbaa Nereden Çıktı?
Pazarlamada yeni trendler ile ilgili olan sunum, pazarlamada eski olan yöntemlerin anlatılmasıyla başladı. İlk olarak, reklam özelliği taşıyan çok eski bir belge olarak bir hiyeroglif gösterildi. Burada 3 farklı sembol ile betimlenmiş bir figür yer almaktaydı. İkinci olarak bir çığırtkanın resmi gösterildi. “Duyduk duymadık demeyiiiin!!” şeklinde bizim topraklarımızda da örneklerinin görülebileceği bu çığırtkanlar, zamanında pazarlama unsuru olarak rol oynamıştır. Yazılı anlamda reklamcılık uygulamalarına bakıldığında, 1440 yıllarında icat edilen matbaanın, çeşitli yeni uygulamalara olanak tanıdığını görmekteyiz. Tarihsel süreç bize göstermektedir ki, çığır açıcı buluşlar yeni pazarlama uygulamalarına izin vermiş ve daha geniş kitlelere ulaşılmasına olanak tanımıştır. Ancak icatlar ilk kez kullanıcılara tanıtıldıklarında, her zaman hak ettikleri ilgiyi gördükleri söylenemez. Telefon icat edildiğinde “bunu kim kullanacak” veya bilgisayar icat edildiğinde “bilgisayarın dünyadaki pazar büyüklüğü 5 adettir” denmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Tüm bunların Google ile ilgisi ne diye sorarsanız hemen söyleyeyim. Internet çağımızın matbaasıdır ve tüm dünyaya bir tık ile ulaşmaya olanak tanıyan, etkili bir pazarlama aracı olarak kullanılabilir. Televizyon veya radyo varken neden internet derseniz, zamanında insanların bilgisayar pazarı büyüklüğü ile ilgili düştüğü yanılgıya sakın ha siz de düşmeyin derim.
Fark-einstein Google
Google’ın tarihçesini birçoğumuz duymuşuzdur veya okumuşuzdur. 1998 yılında Larry Page ve Sergey Brin tarafından kurulan Google’ın tarihçesi hakkında, internette kapsamlı bilgiye kolayca ulaşmak mümkün. Sadece Google’ı “google”lamanız yeterli. Peki ilk başlarda bilgisayar parçalarını birbirine legolar ile tutturan ve legoların renginden bugünkü logonun rengini oluşturan Google kurucuları, neyi doğru ve farklı yapmışlar? Yahoo‘ya başvurduklarında “biraz daha çalışın öyle gelin” tavrına maruz kalan Google, internette arama motoru hizmeti sunarak işe başlıyor ve bugün de uygulamalarının merkezinde arama motoru olma yer alıyor. Ancak yola ilk koyulduklarında onları diğer arama motorlarından farklı kılan özellik, arama sonuçlarının sadece en çok tıklanana göre değil, aynı zamanda en çok referans almaya göre de sıralanması oluyor. Bir arama motoru olarak Google, kendine 4 adet performans kriteri belirlemiş ve bu kriterler aslında stratejik karar almalarını ve gelecek projelerini şekillendiriyor. Bu 4 kriter:
- Kapsam
- Sadelik ve kullanım kolaylığı
- Doğru sonuca ulaştırma
- Hız
Yukarıda sözü edilen 4 kriterin karar almaları nasıl şekillendirdiğine bir örnek vermek gerekirse, açılış sayfasına reklam vermek için inanılmaz ücretler ödemeye hazır olan şirketlerin tekliflerinin geri çevrilmesine değinilebilir. Çünkü Google kesinlikle sade ve göz yormayan açılış sayfasının görüntüsünü bozmak istemiyor.
Rekabetin bir tık ötede olduğu internet dünyasında firmalar, inovasyon üretme hızlarını oldukça yüksek tutmak zorundalar. Çünkü kullanıcılar, örneğin sigara sektöründen farklı olarak, kullanmakta oldukları markalara çok da sadık değildirler. Bu nedenle Google da kullanıcılarına her zaman daha yeni ve güncel hizmetler sunmak zorundadır.
Online Reklamcılık
Google’ın, sunduğu tüm bu hizmetlerin karşılığı olarak elde ettiği gelir, çoğunlukla Adwords aracılığı ile gerçekleşmektedir. Ayrıca diğer site sahipleri, sitelerine Google Adwords menüleri ekleyerek %50 kar paylaşımı sağlayabilmektedirler. Günümüzde reklam harcamaları oranlarına baktığımızda;
- %1 internet
- %53 TV
- %35 basılı yayınlar
olan bir dağılım görmekteyiz. Buna karşın medya tüketim oranlarına baktığımızda bu yüzdelerin;
- %37 TV
- %22 internet
- %12 radyo
olduğu görülmektedir. Burada internet harcama oranları ile tüketim oranları arasında bir uçurum olduğu görülmektedir. 2011 yıllarına doğru %1 olan internet reklam harcama oranının %20′lere çıkacağı öngörülmektedir. Mustafa İçil’in bizimle paylaştığı verilere göre, yapılan bir araştırma sonucunda;
- en dikkat çekici reklamların billboard (reklam panoları) (3. internet)
- en bilgilendirici reklamların internet (2. gazete)
- en eğlendirici reklamların televizyon (2. internet)
- en müşteri ile ilgili olanın internet (açık ara)
- en sinirlendirici reklamların televizyon
olduğu belirlenmiştir.
Fırsatlar e-Ülkesi: İnternet
Internetin bu hızlı gelişimini en çok etkileyen faktörlere baktığımızda, karşımıza;
- depolama (ör: hard disk kapasitelerinin tüm cihazlarda giderek artması)
- erişim (ör: internet ağlarının hızla yayılması ve daha çok kullanının internet erişimine sahip olması)
- multimedya araçları
çıkmaktadır. Tüketicilere sunulan hizmetlerin hızla değiştiği gerçeği ile beraber, tüketicilerin talep ve beklentilerinin de hızla değiştiğini unutmamak gerekir. Ünlü Time dergisinin 2006′da yılın insanı olarak bizleri seçmesini göz önünde bulundurursak, internet teknolojisinde kullanıcı etkileşiminin ve beklentilerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görürüz. Peki önemli olan sadece tüketici taleplerine cevap verebilmek mi? Bakın bu konuda üstad ne demiş:
“İnsanlara ne istediklerini sorsak, daha hızlı atlar isteriz derlerdi”. - Henry Ford
Yani amaç, tüketicilerin taleplerine, onların beklentilerinden farklı olarak, yeni
çözümler sunarak cevap vermek olmalıdır.
Internetin gelişimi 3 döneme ayrılabilir:
- Bilgi dönemi : Üretici kral, Google
- İletişim dönemi : Amazon, eBay
- Etkileşim dönemi : Tüketici kral, YouTube
Günümüzde internet pazarı da, tıpkı diğer birçok pazar gibi tüketici güdümlü hale gelmiştir. Peki Türkiye bu sürecin neresinde? Türkiye’de yaklaşık 20 milyon internet kullanıcısı bulunmakta iken, bilgisayar sayısı 9 milyon civarındadır. Bu rakamlar Türkiye’nin genç bir nüfusa sahip olduğunun ve efektif internet kullanımının göstergesidir. İnternetin kullanım alanları ise esas olarak 4 başlık altında toplanabilir:
- Bilgi
- İletişim
- E-ticaret
- Paylaşım
Avrupa Birliği’nde (AB) e-ticaret pazarı büyüklüğü 130 milyar $ seviyesine ulaşmıştır. Bununla birlikte 250 milyon sosyal ağ üyesi ve 500 milyon günlük video izleme rakamlarına gelinmiştir. YouTube‘da 1 saatte yüklenen video uzunluğunun 6 saate yakın olması, izleyebileceğimizden 6 kat daha fazla video yüklendiğini göstermektedir.
Internette fark yaratan ve yenilikçi pazarlama uygulamalarına birkaç örnek verelim. Kullanıcılara sanal bir dünya sunan Second Life‘da firmalar artık oyunun içerisinde yer alan ilan panolarına reklamlar vermekte, müzisyenler yine oyun içerisinde canlı konserler vermektedir. Oyunda yer alan binaların mimari tasarımları ise, mimarına 1 yılda 1 milyon $ kazandırabilmektedir.
Tavsiyeler..
Google’ın çalışma ortamı ile ilgili mailler forward ediledursun, firma içerisinde uygulanmakta olan bir sistemden bu yazı aracılığı ile haberdar olmuş olun. Google çalışanlarına 80-20 kuralını uygulamakta. Bu şu anlama geliyor: çalışanlar zamanlarının %80′ini Google için, %20’sini ise kendi projeleri için değerlendirebiliyor. Hatta Orkut projesi de bu şekilde ortaya çıkmış. Google’ın örgüt içi yapılanmasında ön plana çıkan 2 departman yer alıyor. Bunlar kurumsal satış ofisi ve pazarlama/iş geliştirme departmanları.
Mustafa İçil‘in sunumunun sonlarına doğru, aynı sınıfta dinleyici olar
ak katılan Botego yetkilisi; önceleri Google reklam harcamalarının 2000$ seviyelerinde olduğunu, şu an ise 100$ civarında olduğunu belirtiyor ve şu an Google aramalarında eskiye oranla çok daha üst seviyelerde yer almalarına rağmen yaşanan bu harcama düşüşünün, Google Pazarlama Müdürü tarafından nasıl yorumlanacağını merak ettiğini söylüyor. İçil, soruya yönelik verdiği cevapta ise; önce hizmet sonra kar düşüncesini uyguladıklarını ve kullanıcılarına iyi hizmet vererek sürümden kazandıklarını belirtiyor. Yani Google Adwords kullanıcı sayısı artıyor ve bunu etkin kullanan firmalar da Google ile birlikte kazançlı çıkıyor.
Son olarak Mustafa İçil‘in sunum esnasında aktardığı tavsiyelere yer vermek istiyorum:
- Küçük projelere ve küçük ekiplere önem verin
- Yaratıcı düşünceyi dizginlemeyin
- Ufak projelere destek verin ve ölmelerine izin vermeyin
- Herkesten her an fikir alın
- Öğrenmeye aç olan elemanlar alın
- Risk alanları ödüllendirin, başarısızlığı cezalandırmayın
Google Pazarlama Müdürü Mustafa İçil‘in bizimle paylaştığı bilgilerin, siz değerleri okuyucularım için de faydalı olmasını diliyorum
